19 Mayıs 1919 (Günün Anlamı)
Belirli Gün ve Haftalar 24 Nisan 08
Eski bir vapur ile istanbuldan sefere çıkan Mustafa Kemal Paşanın Samsundan açtığı yol, Kocatepeden geçerek 29 Ekim 1923 te Yeni Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna ulaşacaktır. Bugün yurdumuzun her tarafında coşku ile kutlanacak olan Atatürkü Anma, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, ulusumuzun yeniden var olma savaşını başlattığı gündür. Şimdi bir an 88 yıl öncesine dönelim. Yıl 1919 1. Dünya Savaşı sonunda ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından işgal edilmişti. Türk Milleti gelecekten ümitsizdir, yaralıdır, daha yeni bir savaştan çıktığı için yorgundur. 1919 yılı Mayıs ayının 16sı. İstanbul Kız Kulesi açıklarında Bandırma vapurundayız. Gökyüzü kurşuni renkteki bulutlarla örtülü ve denizin maviliğinden eser yok. Gökyüzü ve deniz adeta bizimle matem tutuyor. Bandırma vapurunda altın saçlı, keskin bakışlı bir genç general var. Bu genç adam huzursuzdur. Kaptan köprüsünde bir aşağı bir yukarı dolaşıyor ve sigara yakıyor. Nihayet Bandırma vapuru demirini topladı.İstanbul Boğazının orta yerinde birçok yabancı ülkeye ait savaş gemileri görülüyor. Genç generalin küpeştelerine dayandığı gemi, Boğazın sularına yan gelip yatan savaş gemilerinin topları önünden geçiyor. Bu savaş gemilerinden biri taşıdığı toplarından biriyle şöyle bir ateş ediverse, Bandırma vapurunu bir saniye içinde batırabilirdi. Samur kalpaklı genç general yabancı donanmaya bakarak içinden “Geldikleri gibi gidecekler!” diyerek öfkesini içine gömmeye çalışıyor. Bir an önce İstanbul Boğazını geçmeyi sabırsızlıkla bekliyor. Anadolu Hisarı nın, Anadolu Kavağını geçiyorlar. Gemi Karadenize çıkmıştır artık. Derin bir “oh” çeken sarışın general kaptana emrediyor:
” Kıyıyı takip et. Arkamızdan düşman devriyesi gelirse kayaya bindir.”
Ve günler geçiyor. Mayısın 19u Bandırma Vapuru samsun Limanına demirlemiştir. Mustafa Kemal Paşa tahta bir iskeleden şehre çıkıyor. Gözlerinde azim ve parıltı, düşüncelerinde yeni bir Türkiye düşüncesi vardır.
Bu yolculuğu General Hikmet Gerçekçi şöyle anlatıyor:
“Karargah üstlerinin hemen hepsini deniz tutmuştu. Kimse kamarasından dışarı çıkamıyordu. Samsuna az bir yolumuz kalmıştı. Herhangi bir terslik çıkmış, çok değil yarın sabah orada olacağımızı ümit ediyorduk, bu düşünceler içinde güvertede ellerimle küpeşte demirini tuta tuta yürümeye çalışırken Onun kamarasından çıktığını gördüm. Sert bakışlanyla ufka bir göz gezdirdikten sonra kaptan köşküne çıktılar. Bandırma vapurunda hemen herkesi deniz tutmuştu, oysa Mustafa Kemal dipdiriydi ve çok sağlıklıydı. Kıyı bir ana baba günü halini aldı. Gemimiz demir atınca coşkun gösteriler yükseldi. Hemen ardından geminin etrafını kayıklar aldı. Halkın bu coşkun gösterisini görünce boğazıma bir şey tıkandı, gözlerim yaşardı. Vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun da sevinç gösterileri ile karşılandı. ”
19 Mayıs 1919 günü milletin bu kumandanı, Samsundan zorlu yeni bir sefere çıkmak üzeredir. Yenilmez sanılan müttefiklerin güçlü savaş donanmasına karşı, çürük bir vapur ile yola çıkan Mustafa Kemal Paşa, artık Samsunda vatanın sıcak ve özverili bağrındadır.
Mustafa Kemal Paşa Samsunda bir süre ilgililerle görüştükten sonra kentin postanesine gitti. Görevli bulunan PTT memuru o günü söyle anlatıyor.
“Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telleri toprağa vermiştim.Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.
- Buyurun Paşam.
- Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor.
- Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştiiremem!
- Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur.
Ceketin cebinden ipek mendilini çıkanp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.
“Sen ölürsen ben de ölürüm” dedi.
Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı. Elimi uzun süre bırakmadı. Once Hav,m yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur,
Kemal Paşanın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kağıda çabucak şifreli bir şeyler yazdı. Havzaya iletmemi söyledi. Amasya ile de istediği konuşmayı yaptı, sonra;
“Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu” dedi ve maiyetiyle gitti. Birden aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatanseverdi, Atatürk e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte … ”
Böylece eski bir vapur ile İstanbuldan sefere çıkan Mustafa Kemal Paşanın Samsundan açtığı bu yol, Afyon Kocatepeden geçerek İzmire ve oradan da 29 Ekim 1923te yeni Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna, sonra da sonsuzluğa ulaşacaktır.
HÜSEYİN ÇİMRİN


Son Yorumlar